Çocukların serbest zaman faaliyetlerini sokaktan iç mekânlara kaydıran dijital oyunlar, çocukların gerçeklik algılarını bozarak yaşamlarını tehlikeye sokacak davranışlara yönlendiriyor.

Bilim ve teknolojinin gelişmesi, şiddeti bitiremediği gibi şiddeti arzulayanların elinde önemli bir araca dönüştü. Mevcut şiddet daha da yoğunlaştı ve şiddet listesine yenileri eklendi. Televizyon ve sinemanın yaygınlaşması, şiddete karşı var olan duyarlılığı da azalttı. Şiddete yönelik duyarsızlık oldukça ileri düzeylere taşındı. İnsanlar yaşadıkları dünyanın gerçek şiddetlerini haber bültenlerinde film sahnesi izler gibi izlemeye başladı.

“Dijital oyunlar, çocukları intihara sürükleyebiliyor”

Bilgisayar ve internet teknolojisinin desteğinde gelişen dijital oyunlar aracılığıyla şiddet çok daha farklı boyutlar kazandı. Şiddet, failin bizzat kendisini dahi imha edeceği bir niteliğe erişti. Dijital oyunlar, sürekli değişen ve yenilenen pazar koşullarına uygun nesiller yaratmak gibi bir amaca hizmet ediyor. Aynı zamanda dünya genelinde duygusal açıdan huzursuz bireyler üretiliyor.

Mavi Balina ve Momo gibi oyun türleri, çeşitli talimatlarla çocukların kendilerine zarar vermelerine ve intihar etmelerine yol açıyor. Bu oyunlar çocukların gerçeklik algılarını bozabiliyor ve yaşamlarını tehlikeye sokacak davranışlara yönlendirebiliyor. Mavi Balina (The Blue Whale Challenge) oyununun, neden olduğu intiharlar sebebiyle popüler olduğu biliniyor.

“Mavi Balina oyunu yüzlerce çocuğun intiharına sebep oldu”

Mavi Balina oyununun çocuklar arasında yayıldığı ve birçok intihara sebep olduğu biliniyor. Oyun Rusya’da 2013 yılında 21 yaşındaki Philipp Budeikin tarafından üretildi. Farklı ülkelerde yüzlerce çocuğun intiharına sebep oldu. Oyunu oluşturan ve baş yönetici(küratör) olan Budeikin, 2016 yılında tutuklanarak 3 yıla mahkûm edildi. Budeikin’in yaptığı savunmasında temizliğin öneminden bahsederek toplumda temizlik yaptığını ve biyolojik atıkları temizlediğini ifade etti. Biyolojik atık dediği ise intihar etmelerine sebep olduğu çocuklardı.

“Türkiye’de çocuk intiharında Mavi Balina ismi kayıtlara geçti”

Mavi Balina intiharları Türkiye’de de gerçekleşti. İlginç intihar girişimlerinden birisi olan 2 Nisan 2019 tarihinde Van’da yaşanan olayda; 5 kız öğrenci Tuşba ilçesinde yer alan Toprak Kale’nin kayalık bölgesine giderek toplu intihar girişiminde bulundu. 14 yaşındaki Sevda Erkaçmaz isimli çocuk intihar girişimini kendisini kayalıklardan atarak ölümle sonuçlandırdı, diğer dört çocuk son anda intihar etmekten vazgeçti. İntihar eden çocuğun elinde bir kalp resmi içinde intihar edeceği ’02.04.2019’ tarihinin yazılı olduğu görüldü.

“Şiddet sahneleri heyecanla izleniyor”

Önceden şiddet denilince akla savaş alanları geliyordu. Ancak bugün örneğin evlerde, medya araçları sayesinde şiddet sahneleri keyifle izleniyor. Bilgisayar ve mobil telefonlar şiddeti evlerden bireyin tüm yaşam mekanlarına taşıdı. Örneğin metroda yolculuk edenler, trende veya otobüste seyahat edenler gözlerini telefonlarının ekranındaki şiddet sahnelerine açıyor.

Gençler vizyona giren filmleri birbirine tavsiye ederken aynı zamanda şiddet sahnelerinin gerçekliğini ve çokluğunu da ifade ediyor. Küfür, hakaret, argo sözlerle, fiziksel şiddet sahneleriyle dolu filmler de izlenme rekorları kırıyor. Sokakları boşaltacak kadar ilgiyle izlenen dizilerin her bölümünde onlarca insan öldürülüyor.

“Sanallaşma, şiddete estetik bir boyut kazandırdı”

Şiddet eskiden de vardı fakat şimdikine oranla azdı. Şimdi gerçek olanlar çoğaldığı gibi, sanal olan şiddet ileride şiddet faili olacakların kişilik ve zihniyetlerini inşa etmekte. Mekanlar, kimlikler, topluluklar, ilişkilerin sanallaştığı gibi şiddet de sanallaştı. Önceden ‘yazık’, ‘günah’, ‘çirkin’, ‘yasak’ denen duygu ve değerler vardı. Sanallaşma ile bu duygu ve değerler yok oldu.

Şiddete estetik bir boyut kazandırıldı. Filmlerin, şiddeti en estetik görsellik bağlamında gözler önüne serdi. Şiddet, korkulan kötü ve kaba olan, insani değerlere aykırı bulunan bir şey olmaktan çıkarak keyif alınan bir şeye dönüşüyor. Beyin ise bu şiddet sahnelerini olumsuz değil, keyif alınan şey olarak kodluyor. Böylelikle gerçek şiddet ürkütmüyor, rahatsız etmiyor.

“Sanal ile gerçek iç içe girmiş durumda”

Ölmek veya öldürmek hayat filminin sahnelerinden birisi gibi algılanıyor. Gerçek, sanalın içinde kaybolarak ayırt edilemez hale geldi. Sanal şiddet tüm cazibesiyle her yer de ve her anda olduğu gibi bu şiddetin yıkımı da daha kapsamlı ve daha derinlikli olmakta. İnsanlık kendi elleriyle çok daha geliştirdiği şiddetin bugün dünkünden daha çok mağduru konumuna erişmiş bulunuyor.

“Sanal şiddetin gerçek yaşama etkileri uzun süreli”

Çocuklar dijital oyunu sürdürürken, oyunu içselleştiriyor ve oyundaki karakterlerle özdeşleşiyor. Oyundaki şiddet unsurlarından etkilenerek şiddetin hem faili hem de mağduru olabiliyorlar. Faili olduklarında puan veya silahlarla ödüllendiriliyor, mağduru olduklarında oyun dışı kalıyorlar. Birey oyunda sergilediği şiddet davranışları ve oyunun sunduğu imkanlarla şiddeti içselleştiriyor. Şiddet çeşitlerini öğrenerek ödüllendirildiği için şiddeti normalleştirerek yüceltici bir değere dönüştürüyor.

Oyun içindeki şiddet ifadeleriyle ‘öldürdüm’, ‘parçaladım’, ‘bombaladım’, ‘ateş ettim’ gibi ifadeler tekrarlanarak sıradanlaşıyor. Gerçek hayat içinde arkadaşlar arasında da yaygın bir şekilde kullanılan ifadelere dönüşüyor. Çocuklar için gündelik yaşamlarında şiddet ve şiddet olmayanın sınırları bulanıklaşarak gerektiğinde sorun giderme biçimi olarak başvurulan doğal bir eylem olarak algılanabiliyor.